Merhaba arkadaşlar,

Sanal gerçeklik, insanların hem keşfedip hem de etkileşime girebildiği üç boyutlu bilgisayar teknolojileri ile oluşturulmuş ortama verilen isimdir. Çoğu sanal gerçeklik ortamı bir bilgisayar ekranı yoluyla edinilen görsel tecrübelerden ibarettir. Bunun yanında bazı ortamlar duyma, hareket gibi başka duyulardan da yararlanır.

AR / VR piyasası zaten milyar dolarlık bir piyasa haline geldi ve birkaç yıl içinde 120 milyar doların üzerinde pazarın büyümesini sürdürmesi bekleniyor.

Latincedeki virtualis kökeninden gelen sanallık, kavram olarak var olmayan ancak sanrılarla var olduğu kabul edilen şeyler için kullanılmıştır. Türk Dil Kurumu’nun karşılığını sanal olarak belirlediği, gerçekte var olmayan kavramlar, olgular ve mekanlar için kullanılır. Terimin kökü ‘sanmak’ fiilinden gelmektedir. Dolayısıyla sanal bir kavram gerçek ya da var olan değildir. Ancak yine de gerçeğin karşıtı da; yani sahte ya da yanlış da değildir. Buradan yola çıkarak sanal gerçeklik kavramının gerçek dışı bir yaşam formu olduğu da düşünülemez. Aksine terimden gerçek yaşamın uç noktalarının sanal bir gerçeklik üstünde birbirine dokunduğu ortam algılanmalıdır.

ABD’deki Boston Çocuk hastanesi, Klick Health adlı bir şirketle iş birliğine giderek HealthVoyager adını verdiği bir sanal gerçeklik uygulamasını kullanıma sundu. Tedavi görecek çocukları vücutlarının işleyişi, bazı tıbbi işlemler ve kendilerine uygulanan operasyonların sonuçları hakkında basit bir dile bilgilendirmeyi hedefleyen HealthVoyager, akıllı telefon ve Cardboard adı verilen karton sanal gözlükler yardımıyla kullanılabiliyor. Böylece ocuklar muayeneden ve tedaviden önce uygulamada istedikleri kadar zaman geçirip hastalıkları ve tedavileri hakkında bilgi sahibi oluyor. Hastane yetkilileri, uygulamanın çocuklardaki tedavi öncesi gerginliği azaltacağı ve tedaviye uyumu kolaylaştıracağı görüşünde.

Hazır sanal gerçeklikten bahsetmişken kısaca Siber Uzay’dan da bahsedelim; Orijinal anlamını karşılamasa da yaygın olan bir başka kullanımıyla sanal alem, cyberspace terimi bilgisayarların ve onu kullanan insanların İnternet ve benzeri ağlar içinde kurduğu iletişimden doğan sanal gerçeklik ortamını anlatan metaforik bir soyutlamadır. Siber uzay kavramı Türkçede zaman zaman “siber ortam” olarak da kullanılmaktadır.

İnternet’e karşılık olarak da kullanılan siber uzay (cyberspace) ilk olarak Kanadalı ünlü bilim kurgu yazarı William Gibson tarafından bir bilgisayar korsanının Matrix adı verilen bir bilgisayar sistemine sızarken yaşadıklarını anlatan Neuromancer adlı romanda kullanılmıştır. Bu ünlü roman aynı zamanda sanal gerçeklik (virtual reality), yapay zekâ (artificial intelligence) ve genetik mühendisliği (genetic engineering) gibi kavramların da ilk olarak işlendiği eserdir.

Çokça birbirine karışıyor olsa da siber ve sanal ayrı kavramlardır. İnternet hem sanal hem de siberdir. Siber terimi sibernetik kökeninden gelmektedir. İlk olarak 1958 yılında (canlılar ve/veya makineler arasındaki iletişim disiplinini inceleyen Sibernetik biliminin babası sayılan) Louis Couffignal tarafından kullanılmıştır.

İnterneti anlatan sanal alem ve siber alem kavramlarının ikisi de doğru bir önermedir. İnternet, iletişim yöntemi açısından siber, yarattığı ortam açısından sanaldır.

Paylaşmak Güzeldir
Yazar
Yazar
Büyük Hacker Raporu… Apple’ın Gizli Dosyaları!
Bir yorum yazın
Siz de düşüncenizi belirtebilirsiniz.

Web Tasarım Blog Teması ES | Tüm hakları © Emre Supçin'e aittir.